Gelibolu'da siperler arasında paylaşılan insanlık
Mehmet Bayer, 10 Nisan (Hibya) - 1. Dünya Savaşı'nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale'de yaşananlar yalnızca çatışma, ölüm ve yıkımdan ibaret değildi.
Mehmet Bayer, 10 Nisan (Hibya) - 1. Dünya Savaşı'nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale'de yaşananlar yalnızca çatışma, ölüm ve yıkımdan ibaret değildi.
1. Dünya Savaşı'nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale'de yaşananlar yalnızca çatışma, ölüm ve yıkımdan ibaret değildi. Aralarındaki mesafe 8-10 metre olan siperlerde, birbirlerinin düşmanı olan Türk ve Avustralyalı askerler, zaman zaman savaşın acı yüzünü unutturan insani temaslarda da bulundu.
Gelibolu Yarımadası'ndaki ana Anzak hattının kuzey ucunda yer alan, siperler ve tünellerden oluşan Quinn's Post, savaşın en yoğun olaylarının yaşandığı bölgeler arasında ilk sıralarda yer aldı.

Quinn's Post'u elinde tutmak isteyen Avustralya kuvvetleri, büyük çaba sarf etti. Stratejik bir konumda bulunan Quinn's Post, aynı zamanda Türk ve Avustralya kuvvetleri arasında eşsiz bir anın da yaşandığı yer oldu.
Avustralya 17. Taburu'nda görevli Binbaşı Leslie George Fussell, askerlerine el bombasının nasıl atılması gerektiğini göstermek için yakınında bulunan bir kutu sığır eti konservesini Türk siperlerine doğru fırlattı. Türk askerleri, bunun bir saldırı girişimi olduğunu anlamadı. Aksine, konserveyi dostça bir hediye olarak yorumladı. Yiyeceği alıp paylaştılar, ardından, bu jesti karşılıksız bırakmadılar.

Bir paket tütünün içine Fransızca yazılmış not
Kısa süre sonra, bu kez Türk siperlerinden Avustralya mevzilerine bir paket tütün atıldı. Paketin içine, Fransızca yazılmış bir not iliştirildi. Nota, konserve için teşekkür edilip, şu ifadeler yazıldı:
''Sevgili Avustralyalı dostlarımız. Gönderdiğiniz konserve eti aldık ve bundan çok memnun kaldık. Gerçekten çok güzel bir hediyeydi. Sizden bir hatıra istiyoruz, karşılığında biz de size bir tane vereceğiz. Lütfen teşekkürlerimizi kabul edin. Konserve ete karşılık olarak size biraz tütün gönderiyoruz. Silah arkadaşlarınız Türkler.''

Metnin sonunda Avustralyalı askerlerden iyi bir bıçak istenmişti. Avustralyalı askerlerin yanıtı da Türk askerinin mesajı kadar dikkat çekiciydi. Esprili bir şekilde, istenen bıçağın İstanbul'da verileceği söylendi. Bu yanıt, durumun geçiciliğinin ve savaşın bir gün sona ereceğinin farkında olunduğunun bir göstergesiydi.
İngiliz tarihçi Stephen Chambers, ''not gönderme'' olayını değerlendirip, ''Bıçakla ilgili paragraf, Avustralyalıların esprili bir dille, bıçağın ancak İstanbul'a girildikten sonra, yani Müttefiklerin zaferinden sonra hediye edileceğini söyleme biçimiydi. Çünkü savaş hala devam ederken, düşmana silah sayılabilecek bir nesne vermek doğru olmazdı.'' dedi.
Tüm bu yaşananlardan sonra, siperler arasında daha fazla hatıra eşyası ve not alışverişi yapıldı. Bu alışverişler, üst düzey subaylar bu faaliyetlerden haberdar olup, Avustralyalıları durdurana kadar devam etti. Bu süre zarfında, savaşta düşman olanlar, silahlarını bırakıp, hediyeler alıp verirken, bir yandan da bomba atma becerilerini geliştirdi.

Türk askerlerinden gelen bu 1915 tarihli mektup, Melbourne ''Argus'' Gazetesi'nde haber olarak da yayımlandı.
Bu notlar, mektuplar ve hatıralar, Gelibolu Yarımadası'nı yalnızca bir muharebe alanı değil, aynı zamanda ortak bir insanlık hafızası olarak da görülmesini sağladı.


Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Kastamonu Haberci Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.