Piyasalarda savaş etkisi sürüyor
İstanbul, 25 Mart (Hibya) - A1 Capital, küresel piyasalarda Orta Doğu kaynaklı gelişmeler petrol, faiz ve kur beklentilerini etkilemeye devam ettiğini duyurdu.
İstanbul, 25 Mart (Hibya) - A1 Capital, küresel piyasalarda Orta Doğu kaynaklı gelişmeler petrol, faiz ve kur beklentilerini etkilemeye devam ettiğini duyurdu.
A1 Capital'in raporunda, Türkiye'nin lirayı savunmak için 135 milyar dolarlık altın rezervlerini kullanmayı değerlendirdiği haberi çıktığından herkesin bi sarsıldığı belirtildi. Haber de; TCMB Londra piyasasında altın karşılığı döviz takası işlemleri yapılmasını içeren seçenekler üzerinde çalışıldığı, rezervlerin yaklaşık 30 milyar dolarlık kısmının İngiltere Merkez Bankası’nda tutulduğu ve döviz müdahalesi için kullanılabilecek durumda bulunduğuna değinilirken şu bilgiler verildi:
"Merkez Bankası lirayı enflasyonun altında değer kaybetmeyecek şekilde yönetmeye dayalı politika izliyor ve bu politika savaş sonrası daha maliyetli hale gelmiş, yetkililer likiditeyi sıkılaştırarak lira fonlama maliyetlerini artırmış ve kamu bankaları döviz piyasasına müdahale etmiş, Türkiye son haftalarda yaklaşık 16 milyar dolarlık ABD tahvili ve diğer yabancı para cinsi varlıklarını satmış, yabancı yatırımcılar Türk devlet tahvillerinden çıkışlarını hızlandırdı ve satışlar Mart ortasında rekor seviyeye ulaşmış, Kapalıçarşı’da döviz talebinin artmasıyla dolar kuru bankalararası piyasaya göre daha yüksek seviyeden işlem görüyormuş, piyasalarda faiz artışı beklentisi güçlendi ve politika faizine yönelik 100 baz puanlık artış fiyatlanmaya başlanmış.
İlginç FT’deki haberde de; Türkiye’nin rezervlerindeki erime, para birimini desteklemek için altın satışları ihtimalini artırıyor. İran savaşı sonrası Türkiye’nin döviz rezervlerinde yaşanan hızlı düşüş, kur politikasının sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirdi. Son üç haftada yaşanan sermaye çıkışları nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yaklaşık 30 milyar dolar döviz satarak Türk lirasını destekledi. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal ettiği için İran ile yaşanan savaşın ekonomik etkilerine açık durumda, Brent petrol fiyatı savaşın başlamasından bu yana varil başına 30 dolardan fazla artarak yaklaşık 102 dolar seviyesine yükseldi. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal ettiği için İran ile yaşanan savaşın ekonomik etkilerine açık durumda. Ekonomide olası bir zayıflama ve İran kaynaklı göç dalgası ihtimali, siyasi dengeler üzerinde ek baskı oluşturuyor. Uzayan savaş ve yüksek enerji fiyatları, Türk lirasında değer kaybı ve faiz artışı ihtimalini güçlendiriyor deniyordu.
Şimdi öncelikle yanlış anlaşılan ya da yanlış anlatılan kısımdan başlayalım. Haberde TCMB altın satıyor diye bir şey de yok. Ne diyor haber: “TCMB Londra piyasasında altın karşılığı döviz takası işlemleri yapılmasını içeren seçenekler üzerinde çalışıyormuş”. Haber yetkililer tarafından doğrulanmadı ama biz anlatımı doğrulandı yapalım. TCMB'nin altın rezervi yüksek ancak likit döviz tarafı sınırlı. Londra'da altın/döviz swap işlemiyle altını teminat gösterip karşılığında döviz alacak. Elde edilen döviz likiditesi ile kur ve enerji ithalatı ödemelerinde elini rahatlatacak. Yani altın doğrudan satılmıyor, swap yoluyla geçici olarak dövize çevriliyor. Böylece rezerv yapısı korunurken müdahale kapasitesi artıyor. Bu, rezervleri “eritmek” yerine “kullanılabilir hale getirmek” demek. Yani TCMB burada “akıllı rezerv yönetimi” yapıyor.
Dönelim başlığımıza; EE zaten fonlama politika faizinin 300 baz puan üzerinden yapılıyordu madem ki 10y tahvil aybaşından bu yana yüzde 19,71 artışla yüzde 43,30 seviyesine ve gösterge tahvilde yüzde 19,71 artışla yüzde 43,30 seviyesine ulaşmıştı, yabancılar DİBS’te 4 haftada 5 milyar 805 milyon dolarlık satmış ve bu yıl nette neredeyse “0” seviyesine gelmişlerdi (4 milyar 600 milyon doları son iki haftada) o zaman TCMB de 300 baz puan artırabilir, ee tabii bu arada kurda biraz serbest bırakılabilirmiş denmeye başlanmıştı. Bizce horozların ötmesi için henüz erken. ABD kara harekatı da başlatacak beklentiniz varsa o başka bu durumda da TCMB’nin toplantı tarihini beklemesine gerek yok. Koridorun üst bandını daha yukarı çeker ardından politika faizini.
Bir sorumuz daha var bu arada petrol 100 doların üzerindeyken +100 baz puan beklentisi, petrol 100’ün altına düşmüş Trump barış arayışı içinde olduğunu ima ederken neden +300’e çıktığı? Bunu tahvilleri görmemekle ilişkilendirmeyelim. Çünkü tahvil çıkışını da çıkılamayışını da piyasanın içindekiler görüyor. TCMB’nin haftalık verilerini görüp hareket etmemize gerek yok.
Biraz da altın ve emtialar. Savaşın başlamasıyla birlikte emtialardan uzak durup mevduat ve stopajsız bono/tahvil peşine düşmüştük. Altının bu savaş sırasında neden güven liman olamayacağını ilk günden itibaren sürekli yazdık ki, bu krizde geleneksel güvenli limanlar arasında en kötü performansı göstermekle kalmamış, aynı zamanda dünyanın en kötü performans gösteren varlıklarından biri olmuştur. Ama teknik olarak da ons altın için alım aralığını ifade de etmiştik.
İran'daki çatışmayı veya finansal sonuçlarını günlük olarak takip etmek kolay değil. Ancak 28 Şubat'taki ilk saldırılardan bu yana iki şey açıkça ortada: enerji fiyatları önemli ölçüde yükseldi ve ne tahviller ne de altın güvenli bir liman sunmadı. Hem petrol kaynaklı enflasyon artışı hem de bunu dengelemek için merkez bankalarının şahinvari sıkılaştırma politikaları beklentisi, tahvil piyasasını yeniden altüst etti ve yükselen baz faiz oranları ve enflasyon beklentilerini telafi etmek için getirileri yukarı çekti. Belki de en çarpıcı soru, devlet tahvillerinin savaşlar sırasında neden güvenli bir tampon olarak kabul edildiğidir. Geçtiğimiz hafta Ekonomik Politika Araştırma Merkezi'nin VoxEU sitesinde yayınlanan bir makale, 300 yıllık hükümet harcaması şoklarını analiz etti. Makale, “Savaşlar her zaman tahvil sahipleri için felaket zamanlarıdır” sonucuna vardı. Tahvil sahipleri, krizin ilk dört yılında ortalama yüzde 14 oranında reel kayıp yaşadı ve kümülatif getiriler hisse senetleri veya gayrimenkulden yaklaşık yüzde 20 daha düşük oldu. Buna karşılık, tahviller durgunluk ve finansal kriz dönemlerinde daha iyi performans göstermiş. Makalede, “Devlet tahvilleri, finansal krizler ve durgunluklar da dahil olmak üzere birçok ekonomik gerileme türüne karşı sigorta görevi görüyor” denilerek, hükümetlerin vergi mükelleflerine büyük kayıplar ile süregelen risk arasında seçim yapmak zorunda kaldığı belirtildi.
Asya ve Orta Doğu'daki birçok merkez bankası, artan ithalat faturalarını finanse etmek, para birimlerinin çok fazla değer kaybetmesini önlemek ve yaklaşan enflasyon şokunu hafifletmek için döviz rezervlerini ve fazla dolar tasarruflarını azaltmaya yönelebilir. Bu durum doların değerini sınırlayacak ve potansiyel olarak ABD Hazine tahvilleri üzerinde daha da ağır bir baskı oluşturacaktır. Bunun zaten başlamış olabileceğine dair işaretler de var; New York Fed'in küresel merkez bankaları adına tuttuğu Hazine tahvillerinin miktarı son dört haftada yaklaşık 75 milyar dolar azalmış. Analistler bunun yabancı resmi sektör tarafından yaklaşık 60 milyar dolarlık satış anlamına geldiğini, bunun COVID-19 pandemisinden bu yana en büyük net satış ve kayıtlardaki ikinci en büyük satış olduğunu tahmin ediyor. Hazine tahvilleri piyasası dünyanın en likit piyasası olabilir, ancak artık otomatik olarak en güvenli yer olarak görülmüyor.
Dönelim bu sabaha; ABD'nin İran'la savaşında bir aylık ateşkes arayışında olduğu ve İran'a görüşülmek üzere 15 maddelik bir plan gönderdiği yönündeki haberler üzerine hisse senetleri yükselirken petrol fiyatları düştü. Bu durum, Basra Körfezi'nden petrol ihracatının yeniden başlaması umutlarını artırdı. Asya piyasalarında sabah saatlerinde S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 0,9 yükselirken, Avrupa vadeli işlemleri yüzde 1,2 artış gösterdi ve Brent petrol vadeli işlemleri varil başına yaklaşık yüzde 6 düşüşle 98,30 dolara geriledi. ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la savaşa son vermek için yürüttüğü müzakerelerde ilerleme kaydettiğini ve Tahran'dan önemli bir taviz aldığını söyledi. Bir kaynak ise Washington'ın İran'a 15 maddelik bir çözüm önerisi gönderdiğini doğruladı.
Petrol fiyatları düştü ve ABD'nin Orta Doğu savaşını sona erdirme planına ilişkin haberlerin ortasında, yüksek enflasyon ve küresel faiz oranlarına ilişkin endişeleri hafifletti. Altın, doların değer kaybetmesiyle yükselişe geçti. Spot altın yüzde 2,2 artışla ons başına 4.570 dolara yükseldi. Nisan teslimatlı ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 3,8 artışla 4.569 dolara çıktı. Spot gümüş yüzde 3,1 artışla ons başına 73,42 dolara, spot platin yüzde 1,8 artışla 1.969 dolara, paladyum ise yüzde 1,2 artışla 1.457 dolara çıktı.
Kısa vadede altın, FED'in politika yolu beklentilerine, ABD dolarına ve jeopolitik gelişmelere karşı hassas kalmaya devam edecek, ancak toparlanma, reel getiriler anlamlı derecede yükselmedikçe düşüşlerin destek bulmaya devam edebileceğini gösteriyor. Petrol fiyatları varil başına 100 doların altına düştü ve Orta Doğu'daki önemli üretim bölgesinden kaynaklanan arz aksamalarının azalmasına yol açabilecek olası bir ateşkes beklentisiyle enflasyon endişeleri hafifledi. CME Group'un FedWatch raporuna göre, yatırımcılar ABD Merkez Bankası'nın Aralık ayına kadar faiz artırımı yapma olasılığına ilişkin beklentilerini Cuma günkü yüzde 25'ten yaklaşık yüzde 16'ya düşürdü."
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2026 Kastamonu Haberci Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.